Dermatoloji ve Kozmetoloji

Yazın Selülitle Başa Çıkmanın Yolları


Yaz aylarında deniz ve havuz sezonunun açılması ile kadınların gündeminde selülit ilk sıralarda yer alıyor. Selülitten korunmak için doğru beslenmek, su tüketimine önem vermek ve doğru yöntemleri uygulamak büyük önem taşıyor.  Memorial Hizmet Hastanesi Dermatoloji Bölümü Uzmanları, selülit ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı.

Portakal kabuğu görünümü nasıl ortaya çıkıyor?

Selülit, cilt ve cilt altı dokulardaki kan ve lenfatik dolaşımın bozulması; bağ dokularının cildi aşağı doğru çekip portakal kabuğu görüntüsüne yol açan çökmelere neden olması, yağın cilde doğru fıtıklaşması ve ciltte bu çekme ve itmeye bağlı olarak incelmeler meydana gelmesi sonucu oluşur. İlk aşaması dolaşım bozukluğu ile başlar. Bunun sonucu damar duvarlarından sızan serum, doku aralıklarında toplanarak doku ödemini oluşturur. Ödem bir taraftan kan ile yağ hücreleri arasındaki iletişimin aksamasına ve yağ hücrelerinin metabolizmasının bozulmasına yol açarken; diğer taraftan bağ dokusunun yapısının bozularak, setleşmesini sağlar. Bunun sonucu elastikiyetini kaybetmiş bantlarla çevrili, aşırı büyümüş yağ dokusu hücrelerinden meydana gelmiş nodüller oluşur. Bu ikinci aşama olup, selülite özgü portakal kabuğu görünümü ile kendini gösterir. Üçüncü aşama ise patolojik sürecin devam etmesi sonucu, nodüllerin birbirine yapışarak daha büyük nodülleri oluşturması aşamasıdır. Bu aşamada nodüllerin sinirler üzerine basısı nedeniyle ağrı oluşabilir.

Hareketsiz yaşam selülite neden oluyor

Genetik yatkınlık, östrojen hormonu artışı, gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı, menopoz, bölgesel dolaşım bozukluğu (dar elbiseler ve korse kullanımı), kalorili ve kafeinden zengin beslenme, alkol ve sigara kullanımı, hareketsiz yaşam selülitin başlıca nedenleri arasındadır. Selülit ergenlikten menopoza kadar görülebilen bir durumdur. Hareketsiz yaşam, düzensiz ve kalorili beslenme, çok fazla kafein tüketimi gibi nedenlerin yıllar içerisinde daha da artmasıyla başlangıç yaşı daha erken dönemlere çekilmiştir.

Selüliti önlemek için…

1.Doğru beslenme: Yüksek kalorili gıdalardan uzak durulmalı. Şeker, tuz, un ve yağ tüketimi minimuma indirilmeli. Çay, kahve, çikolata gibi kafeinden zengin gıdalar fazla miktarda tüketilmemeli. Sebze, meyve ve lifli gıdalar daha fazla yenmeli. Portakal, muz, karpuz, avokado, havuç, fasulye, bezelye ve patates gibi gıdalarda dokuları atık maddelerden temizleyen, öte yanda hücrelere besleyici maddelerin naklini çabuklaştıran potasyum vardır. Yine vücuttaki yağ miktarını artıran alkolün tüketimi de azaltılmalıdır. Sigara damarlarda daralmaya yol açarak bölgesel kan akımını azaltır. Zaten dolaşımı bozuk olan selülitli bölgenin kan akımının daha da azalmasına yol açar.

2. Masaj: Lenf drenajının yönü boyunca aşağıdan yukarıya doğru iki elinizle yumuşak bir şekilde masaj yapın. Antiselülit kremlerinin dokulara etkisi, daha önce masaj yapıldığı takdirde iki kat daha fazla olur. Nedeni, lenf ve damar dolaşımının harekete geçmesidir. Özellikle soğuk duş ya da buz uygulamasından son zamanlarda bahsedilmektedir. Normal duş sonrası selülit olan bölgelere birkaç dakikalık soğuk su uygulaması ya da yine aynı bölgelere 5 dakika ara ile birkaç dakikalık buz uygulaması kan dolaşımını reaktif olarak hızlandırarak olumlu yönden etki göstermektedir.

3. Egzersiz: Selülit olan bölgelerdeki kasların çalıştırılması dolaşım sistemimizi harekete geçirecek böylece yağ hücrelerinin doğru beslenmesine olanak sağlayacaktır. Tedavide tempolu yürüyüşler, bisiklete binmek, yüzmek oldukça etkilidir. Aktiviteye en az 20 dakika devam edilmelidir.

4.Antiselülit kremleri: Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri özellikle erken evre selülit tedavisinde faydalıdır. Bu kremleri yukarıda tarif edildiği şekilde masajla uygulamak daha etkili olur.


5.Su: Yine metabolizmanın hızlanması ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasında suyun önemi büyüktür. Günde 2 litre su içmek gerekmektedir.

Selülitinizin dercesine göre en uygun tedaviyi seçin

Medikal tedavide selülit giderici kremler, radyofrekans, ultrason, karboksiterapi, vakum terapi, elektroterapi, pressoterapi, yağ dokusu arasındaki fibröz bantları yıkan lazer tedavileri ve artan yağ dokusunu eriten, dolaşımı düzenleyen mezoterapi gibi tedaviler tek başlarına ya da kombine olarak kullanılabilmektedir.

Lenfatik drenaj uygulaması: Özellikle bacaklarda yüzeyel dolaşımın bozulması sonucu lenfatik drenajın sağlanması amacıyla tüm bacak veya karına eşit miktarlarda değişik aralık ve değerlerle basınç uygulanması işlemidir. Etkili olabilmesi için diyetle ve diğer uygulamalarla desteklenmesi gerekmektedir.

Mezoterapi: 4 mm'lik özel iğneler ve bir enjektör yardımıyla cildin orta tabakasına özel solüsyonların enjekte edilmesidir. Tedavinin amacı yağ hücrelerinin zarlarını parçalamak,  lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmek, cilt yüzeyini iyileştirmektir. Haftada 1 veya 15 günde 1 uygulanacak 8-12 seans ile olumlu sonuçlar alınmaktadır.

LPG: Cilde vakum uygulayarak “septa” adı verilen anatomik yapıları gevşetmeyi, uzatmayı ve hatta koparmayı amaçlayarak çalışan cihazlar selülit tedavisinde yer bulmuşlardır. LPG aspirasyon (emme) ve dönme aksiyonlarının birlikte kullanılarak deri ve deri altı dokulara negatif basınç uygulanması prensibine dayanan bir masaj metodudur.

Akupunktur: Vücudun çeşitli kilit noktalarına iğneler yardımıyla ulaşıp su ve yağ hücrelerini harekete geçirerek yok etme yöntemidir.

Ozon terapi:
Yağ hücrelerini oksijen ile temizleyerek, yağların yakılmasını amaçlayan bir yöntemdir. Selülitli bölgeye uygulanan buhar banyosu sayesinde oksijen alt tabakaya kadar ulaşır ve kan dolaşımını hızlandırır.

Lazer tedavisi: Selülitli bölgeler üzerine uygulanan lazer ile kan dolaşımı hızlandırılır ve hareketsiz bölgeler harekete geçirilir. Geçirgenleşen yağ hücrelerindeki fazla yağ dinamik lazer ile akışkan, sıvı hale getirilir ve yağ hücrelerinin sağlıklı formuna dönmesi sağlanır.

Ultrason: Derinin altına doğru inilerek yağ hücrelerini parçalamayı sağlayan bir yöntemdir. Sadece selülitli bölgelerde değil küçük yağların tedavisinde de etkilidir. Bu yöntemle ses dalgalarının kavitasyon etkisiyle selüliti parçalaması veya depolarını azaltması sağlanır.

Basınç tedavisi:
Hava basıncı ile kan ve lenf dolaşımını harekete geçiren bu yöntem, selülit tedavisinde çok etkilidir.
Lipoelektro: Çok ince ve uzun iğneler yardımıyla yapılan bu tedavide, elektro ile selülitli bölgelerdeki yağlar parçalanarak boşaltılmaya çalışılır.

Radyofrekans: Radyofrekans, cilt kollajen sentezini tetiklerken cilt altı yağ dokusunun incelmesini sağlar. Derin katmanlardaki selülit sebebi olan bantların gevşetilmesine neden olur.

Karboksiterapi: Karbondioksit gazı enjekte edildiği bölgede yağ hücrelerini parçalar, mikro dolaşımı ve dokuların oksijen kullanma potansiyelini artırır.

Liposuction: 1-2 saatlik lokal anestezi ile uygulanan liposuctionda, belirlenen bölgelerdeki yağlar vakumla ya da şırıngalar yardımıyla çekilir. Liposuction özellikle bölgesel zayıflama ve selülit tedavisinde kullanılmaktadır. Uygulamaların mutlaka plastik cerrahlar tarafından yapılması gerekiyor. Bu yöntem daha çok bölgesel yağ dokusunun fazla olduğu ve ileri evre selülit hastalarında tercih edilir.

Deri altından uygulanan lazer tedavisi: Selülit tedavisinde yakın bir zamanda kullanıma giren sellülit lazeridir. Lazer uygulaması ile selülitli alanda hem fibröz bantlar serbestleştirilir, hem fıtıklaşmış yağ dokuları eritilir hem de cilt sıkılaştırılarak portakal kabuğu görünümü yok edilir.

Tedavinizi güzellik uzmanı değil dermatolog gerçekleştirmeli!

Selülit tedavisinde cihaz ile tedavi olması gereken hastalar merkez seçerken mutlaka dermatolog gözetiminde bir yer olmasına ve de mezoterapi ya da lazer gibi işlemlerin mutlaka dermatolog tarafından bizzat yapılmasına dikkat etmelidir. Kullanılan cihazlarda FDA onayı dediğimiz onayın bulunması yine önemli bir noktadır. Bu onay hastanın etkili aynı zamanla güvenilir bir cihaz ile tedavi edildiğinin göstergesi olmaktadır.

CANLI DESTEK