Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma Hastalıkları

Tiroid İle İlgili Bilinmesi Gerekenler


Az ya da çok çalışması durumunda vücuttaki birçok sistemi olumsuz etkileyebilen tiroid hormonlarının yaşam boyu kontrol altında tutulması gerekiyor. Belirtilerin tiroidin tipine göre değiştiği bu rahatsızlıklarla mücadelede erken tanı, tedavi ve düzenli takip öne çıkıyor. Memorial Hizmet Hastanesi Endokrinoloji Bölümü’nden Uz. Dr. A. Ender Yılmaz, tiroid ile ilgili bilinmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Halsizlik ve kilo artışına neden olabilir

Tiroid insan vücudundaki tüm sistemleri ve tüm dokuları etkileyebilmektedir. Halsizlik, yorgunluk, saç dökülmesi,  çarpıntı,  kilo alma, kabızlık,  adet düzensizlikleri,  uyku problemleri, mide ve bağırsak şikayetleri,  hafıza zayıflığı, hatta tansiyon, şeker, kolesterol gibi hastalıkların yeterli derecede kontrol altına alınamaması ilaçların yetersiz kalması veya zehirli etki göstermesi bile tiroid rahatsızlıklarından kaynaklanabilmektedir.

Belirtiler tiroidin tipine göre değişiyor

Tiroid bezinin sağlıklı olup olmadığı, laboratuvar incelemeleri ve boyun ultrasonografik görüntüleme yöntemleri ile kolayca anlaşılabilmektedir. Birçok ciddi rahatsızlığın altında tiroid fonksiyon bozukluğu olabilir.  Bununla birlikte bazı hastalıkların ilaçla tedaviye yanıt vermemesindeki neden tiroid fonksiyon bozukluğu olabilmektedir. Eğer tiroid bezi yeterli hormon üretmiyorsa ( hipotiroidi); hareketlerde yavaşlama, depresyon, yorgunluk,  kuru cilt ve saç, kabızlık, kas krampları veya kilo alımı olabilir. Hipertiroidi belirtileri ise; kilo kaybı, sinirlilik, huzursuzluk, artan terleme, çarpıntı, ellerde titreme, anksiyete, uyuma güçlüğü, artan bağırsak hareketleri, ince kırılgan saç ve kas zayıflığı içerebilir. Boyunda şişlik, yutma güçlüğü veya yutkunurken takılma, boğazda gıcık hissi gibi belirtiler ise “nodül” denilen tiroid bezi şişliklerinden kaynaklanabilmektedir.

Tiroid nodülü olan hastalarda cerrahi ne zaman uygulanır?

Tiroid hastalıklarında erken tanı hayat kurtarmaktadır. Öncelikle tiroid nodülünün iyi ya da kötü huylu olup olmadığı kesinleştirilmelidir. Bunun için öncelikle kan testleri ve görüntüleme yöntemleri yapılır. Bunların arasında TSH, ST3, ST4 kan testleri,  tioid ultrasonu ve sintigrafisi gibi görüntüleme yöntemleri en sık kullanılanlardır.

Tiroid hormon testleri özellikle hastanın metabolizmasını ve tiroid fonksiyonlarını gösteren en önemli testlerdir. Bu testlerden sonra hastanın ultrasonografik olarak nodülün şekli, çapı, sertlik derecesi, damarlanma özellikleri, kenar özellikleri araştırılır. Ayrıca sintigrafi ile nodülün hormon üreten (sıcak) veya hormon üretmeyen (soğuk) nodül olup olmadığı belirlenir. Bu yöntemler çoğu vakada yol göstericidir. Cerrahi, ancak bu yöntemler uygulandıktan sonra yapılabilir. Özellikle kötü huylu şüphesi olan nodülölerde ise ek olarak bir tetkik daha gerekir.  Bu tetkik ince “iğne aspirasyon sitolojisi”dir. Bunun sonucuna göre eğer şüpheli veya kötü huylu ise nodül çıkartılmasına karar verilir.  Bazı durumlarda ise nodül veya nodüller iyi huylu olmasına rağmen cerrahiye karar verilebilir.  Bu nodüller yüksek riskli olup klinik olarak kontrol altına alınamayacak veya takibi güç olan nodüllerdir.  Örneğin aşırı büyük olup solunum baskısı yapabilen tiroid nodülleri ya da birden fazla sayıda olup sürekli sayı ve büyüklük artışı gösteren nodüller bu gruptadır. Bunun yanında bazı durumlarda hastanın estetik kaygıları ile yani boyun şişliğinin belirgin olduğu durumlarda da cerrahi hastanın isteği doğrultusunda yapılabilir. Tiroid nodülünün cerrahi olarak alınması kanser varlığında ya da aşırı solunum baskısı halinde zorunludur. Tiroid nodülü cerrahi olarak alınmadan önce kişinin yaşı sosyal durumu ve yaşantısının etkilenmesi gibi birçok sebep göz önüne alınmalı ve bunlara göre değerlendirilmelidir. Günümüzde cerrahi yöntemlerin ve uygulamaların gelişmesi ve cerrahi öncesi yapılan tetkiklerin de ilerlemesi sonucunda, nodüllerin kötü veya iyi huylu olup olmadıkları kolaylıkla tespit edilebilmektedir.

CANLI DESTEK