Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi

Prematüre Bebekleri Bekleyen 10 Soruna Dikkat


Her anne baba doğumun ardından bebeğini kucağına almak ister, ancak erken gerçekleşen doğumlarda yani prematüre bebeklerde yoğun bakım desteğine ihtiyaç duyabiliyor. Solunum, kalp, görme, işitme, merkezi sinir ve dolaşım sistemi ya da enfeksiyon sorunları yaşayabilen bu bebekler yoğun bakım desteğinin ardından ailelerine kavuşabiliyor. Memorial Hizmet Hastanesi Yeni Doğan Yoğum Bakım Ünitesi Uzmanları, prematüre bebekleri bekleyen sorunlarla ilgili bilgi verdi.

Yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan hastaneler seçilmeli

Erken doğan yani prematüre bebeklerde farklı sorunlar yaşanabilmektedir. Bebeğin yoğun bakım ünitesinde ne kadar kalacağı sorunun ne olduğuna göre bir kaç günden bir kaç aya kadar değişebilmektedir. Genellikle 34 haftanın altına indikçe yoğun bakım ihtiyacı olasılığı giderek artmaktadır. Erken doğum riski bulunan anne adaylarının donanımlı yeni doğan yoğun bakım ünitesi olan hastaneleri tercih etmesi yaşanacak sorunların aşılabilmesini sağlamaktadır.

1-Bebeğin akciğerlerindeki sıvı boşalmayabilir: Anne karnındaki bebeğin akciğerleri sönmüş balon gibidir ve içinde bir miktar sıvı bulunmaktadır. Oksijen ihtiyacı plasenta tarafından karşılanan bebeğin ilk nefesiyle akciğerleri açılır ve içindeki sıvının yerini hava alır.  Erken doğumlarda bu sıvının atılmasının gecikmesiyle akciğerin bir kısmından oksijen alış verişi yapılamamaktadır. Yenidoğan geçici taşipnesi denilen bu durumda bebeğin normalden daha hızlı nefes alma zorunluluğunu ortaya çıkar ve bebek daha fazla eforharcamak zorunda kalır. Erken doğumlarda sıkça karşılaşılan yenidoğan geçici taşipnesi bebeğin yoğun bakım ünitesine alınmasının en sık nedenlerinden biridir. Doğum eylemi başlamadan yapılan sezaryenlerde daha fazla görülen bu sorun bebeğe oksijen verilerek çözülebilmektedir.

2-Doğumdan sonra solunum normale dönmeyebilir: Bebek doğumdan sonra 4 hafta geçmesine rağmen oksijen ihtiyacı duyarak solunum problemleri yaşayabilmektedir. Bronkopulmoner Displazi yani kronik akciğer hastalığı yaşayan bebeğe idrar söktürücüler, bronş açıcılar veya kortizon türü ilaçlardan oluşan uzun süreli bir tedavi uygulanmaktadır. Günlük kalori ihtiyaçları artan ve oksijen desteğine ihtiyaç duyan bu bebekler ileriki yaşlarda çok sık alt solunum yolu enfeksiyonları ve bronşit gibi rahatsızlıklar yaşayabilmektedir. 

3-Nabızda düşüş ve solunum durması yaşanabilir: Erken doğan bebeklerin gelişmemiş solunum ve sinir sistemleri nabızlarında düşüşe ve kısa aralıklarla nefeslerinin durmasına yol açabilmektedir. Nefes durması yani apne sürelerinin sıklık ve uzunluğuna bağlı olarak hassas bir bakım gerekmektedir. Dirençli seyreden solunum durmalarında oksijen ve CPAP denilen burundan basınçlı hava ile yarı destekuygulanabilmektedir. Tedaviye dirençli apnelerde beyiniçine kanama, enfeksiyon, şeker ve kalsiyum düşüklüğü gibi birçok sebep araştırılmalı gerekli durumlarda müdahale edilmelidir.

4-Görme ve işitme kaybı ortaya çıkabilir: Retina tabakasındaki damarlar yeterince gelişmeyen erken doğan bebeklere, yaşaması için verilen oksijen bu damarların anormal büyümesine neden olabilmektedir. 34. Haftayı tamamlayan bebeklerin Prematürite retinopatisi denilen bu rahatsızlığa karşı uzman bir göz doktoru tarafından kontrol edilmesi gerekmektedir. Tanı ve tedavinin geciktiği durumlarda geri dönüşü olmayan körlükler yaşanabilmektedir. 1,5 kilogramdan az doğan, solunum cihazına bağlanan, kan değişimi ve menenjit geçiren bebekler işitme kaybı bakımından yüksek risk taşımaktadır.

5-Kan damarı açık kalabilir:  Doğum sonrası genellikle kapanan ancak özellikle de prematüre bebeklerde kan damarı açık kalabilmektedir. Patent duktus arteriozus denilen (PDA) bu durumda damar kendiliğinden kapanmıyorsa uygun ilaçlar yada cerrahiye başvurulmaktadır.

6-Beyin kanaması yaşanabilir: Beyin içindeki boşlukları kaplayan damar yapılarının, henüz tam gelişmemiş olmasına bağlı olarak, kendiliğinden, herhangi bir travmaya maruz kalmaksızın beyin kanaması yaşanabilmektedir. Genellikle doğumdan sonra birkaç günde meydana gelir ve 3-4 günlük olanların dışında uzun dönemli probleme yol açmamaktadır.

7-Enfeksiyon riskine dikkat: Prematüre bebekler, bağışıklık sistemleri gelişmediğinden ve antikor geçişleri tamamlanmadığından doğum kanalından geçerken veya yoğun bakımda enfeksiyon kapabilmektedir. Yenidoğan sepsisi denilen bu durumda hemen antibiyotikle tedavi edilmeyen bebeklerde ilerleyen enfeksiyon ölümlere neden olabilmektedir.

8-Bağırsaklar geç gelişebilir: Tam gelişemeyen bağırsaklar, kan dolaşımındaki değişikliklere ve enfeksiyonlara duyarlı hale gelebilmektedir. Nekrotizan enterokolit denilen bu durumda bağırsak dokusu zarar görebilir ve delinme oluşabilir. Damardan beslenmeye başlanan bu bebeklerin midesine tüp yerleştirilerek mide ve bağırsaktaki hava boşaltılır.

9-Yenidoğan sarılığı kalıcı hasar bırakabilir: Zamanında doğan bebeklerde de görülmekle birlikte erken doğan bebeklerde daha fazla yaşanmaktadır. Önce gözlerin beyazında ortaya çıkan belirtiler, billirübin düzeyinin yükselmesiyle yüz ve gövde de belirgin hale gelmektedir. Topuktan alınacak az miktarda kan ile yapılan testte bilirübin düzeyi saptanabilir. İndirekt billirübin belli sınırı aşarsa yenidoğan bebeğin beyninde bazı merkezlere zarar verebilir.''Kernikterus'' olarak bilinen bu durum kalıcı hasar oluşturabilmektedir. Billirübin yüksekliğinde annenin bebeğini yeterince emzirebilmesi çok önemlidir. Bunun dışında fototerapi olarak bilinen ışık tedavisi ilk seçenektir.

10-Kan sorunları yaşanabilir: Kan hücrelerinin kanın sıvı kısmına göre fazla artabilmektedir. polisitemi denilen bu durum kanın akışkanlığını etkileyerek organ ve sistemlerde fonksiyon kaybına neden olabilmektedir. Gebelik şekeri ve bebeğin rahim içinde gelişememesi polisitemi riskini artırabilir. Bunun yanında doğumla oksijenli ortama hızlı geçiş yapan bebekte kan üretimini azalmaktadır. Prematüre bebeklerde bu tablo, daha ağır seyreder. Sorun, bebeğe kan verilmesiyle çözülebilmektedir. Kan şekeri düşüklüğü de prematüre bebeklerde oldukça sık yaşanmaktadır. Glikojen depolarının azalmasıyla ortaya çıkan kan şekeri düşüklüğü özellikle şeker hastalığı olan annelerin bebeklerinde görülmektedir. Kan şekeri düşüklüğü yani hipoglisemi, genellikle 12-24 saatte düzelmektedir.

CANLI DESTEK